18 Eylül 2014 Perşembe

Malezya’da İsyan’a Teşvik Yasası ve Tepkiler / Sedition Act and Reactions in Malaysia

Mehmet Özay                                                                                                                    19 Eylül 2014

Malezya’da ‘özgürlükler’ konusu tartışmalarında gündem ‘İsyana Teşvik Yasası’na kilitlenmiş durumda.

Malezya’da İsyan’a Teşvik Yasası  uygulamalarının devamı sömürge dönemi yasası ile günün gerektirdiği ifade özgürlüğü çatışmasını gündeme taşıyor. 2009 yılında Başbakanlık koltuğuna oturan Necib Bin Razak’ın demokratikleşme adını verdiği süreçte yeri olan bu yasa aradan geçen süreye rağmen hala yürürlükte. Bu yasa çerçevesinde politikacı, akademisyen, gazeteci ve aktivistlerin, yani ‘sivil alanda’ söz ve görüş beyan etme makamındaki kişilerin kimi yazıları ve ifadeleri nedeniyle mahkemeye çıkartılması devam ediyor. Bunun en son örneği ülkenin köklü yüksek öğretim kurumu Malaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Azmi Sharom’un mahkemeye çıkartılması daha yüksek sesle tartışmalara neden oluyor.

Özellikle 5 mayıs 2013 seçimlerinin ardından dini/etnik ayrımcılık noktasında dikkat çeken kaygılar, kimi  çevrelerden ‘tehdit’ yüklü söylemler sömürge dönemi yasalarından kalma ‘isyana teşvik yasası’nın kaldırılacağı söylemine rağmen uygulamada yer tutmasının temel nedeni olarak görülüyor. Başbakanlığa bağlı olarak çalışan “Ulusal Birlik ve Entegrasyon Müdürlüğü” çeşitli birimler vasıtasıyla yasaya aykırı olabilecek ifade ve eylemleri izlemekten sorumlu.

Sivil yaşama getirilen bu kısıtlamanın ortadan kaldırılmasına tepkiler tekil bireylerin tepkisiyle sınırlı değil. Baro eski başkanı ve aktivist S. Ambiga ve edebiyat dünyasının önemli ismi A. Samad Ahmad’ın da içinde bulunduğu bir grup “İsyana Teşvik Yasası’nın Kaldırılması Hareketi” adıyla yeni bir oluşumu hayata geçirdiler.

Bu tartışmaların yoğunluğunun artmasında yakın geçmişte kaldırılan İç Güvenlik Yasası’nca -ki ülkede ISA olarak biliniyor- soruşturmaya ve kovuşturmaya uğramama korkusunun artık yer almamasının etkisi bulunuyor. Hemen hemen aynı kişi ve gruplar yakın geçmişte kaldırılan İç Güvenlik Yasası’na -ki ülkede 1960 yılında uygulamaya giren ISA olarak biliniyor- karşı da benzer bir oluşumla mücadele vermişti. Tepkilerin başında hiç kuşku yok ki, söz konusu yasanın sömürge döneminden kalması geliyor.

Söz konusu bu tartışmaların bugünlerde süregitmesi, 16 Eylül ‘Malezya Günü’ kutlamaları öncesine denk geldi. Malezya Günü, 1963 yılı 16 Eylül’ünde Borneo Adası’ndaki Sabah-Sarawak ile Singapur’un katılımıyla Malezya Federasyonu’nun kuruluşu anlaşılır. 51. yılı kutlanan Federal siyasi yapıda, siyasi ve toplumsal alanı meşgul eden önemli konuların başında isyana teşvik yasası geliyor. Bu iki olgunun ortaya koyduğu iki alan bulunuyor. İlki, kimi çeverlerce yüksek sesle dile getirildiği üzere, ülkenin ‘birlik ve beraberliğine’ kast edenlerin varlığı. İkincisi ise, ülkede çok etnikli/çok dilli yapının oluşumunda yapısal anlamda noktayı koyan ’16 Eylül 1963’ tarihli anlaşmasının yıldönümünde Sabah ve Sarawak’da ortaya konan birlik ve beraberlik nosyonu. ‘Ulusal barış’ olgusunun yapılandıran sömürgeci İngiliz yönetiminin Malay liderleriyle Çin ve Hint etnik yapısının liderleri arasında gerçekleştirilen ve adına ‘sosyal anlaşma’ denilen açık/gizli sözleşmeydi. İngiliz yönetiminin benzer bir siyasi yapılaştırma örneğini 1960’lı yılların başlarında da ortaya koyduğu gözlenir. Bunun açılımı da yukarıda zikredilen üç bölgenin Federasyon’a dahil oluşudur.

Süreçte iki farklı tarihde ‘kodlanan’ bu federatif siyasi yapının ulus-devlete evrilmesinin yollarının neler olup olmadığı konusu ayrı bir husus. Ancak bugüne kadar bu evrilmenin ne denli başarılı gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tanıklığını yapan unsurlardan biri ise İsyana Teşvik Yasası. Çünkü, geçmişte, ‘Malay Yarımadası’nda ulus-devlet yapısı olmasa da, siyasi ve toplumsal huzur ve suküna kast eden komünist gerilla hareketine karşı kullanılmak amacıyla yapılan yasal düzenleme aradan geçen yarım yüzyıllık süre sonrasında günün şartları çerçevesinde ancak bu sefer bir siyasi açılım olarak ulus-devlet’e karşı işlendiği ileri sürülen suçlarla mücadelede işlevselleştiriliyor.

Bugün yaşanan sıkıntı yeni değil. Öyle ki, tartışmalara konu olan ‘İsyana Teşvik Yasası’yla ilgili eleştirel yaklaşım, 2012 yılında bizzat Başbakan Necib bin Razak tarafından gündeme getirilmiş ve ilgili toplum kesimlerince heyecanla karşılanmıştı. Bugüne kadar ilgili yasanın kaldırılmamış olmasında sadece dış faktörler değil, iktidarın büyük ortağı konumundaki Birleşik Malay Ulusal Organizasyonu (UMNO) içerisindeki fraksiyonların görüş ayrılıklarının yeri büyük.


Bunun doğrudan uzantısı bugünlerde yaşanan söz konusu bu tartışmalarda Başbakan’ın nerede durduğunu gösteren bir başka yaklaşım idi. O da, Başbakan’ın, özgürlüklere sınır konmalı ki, ülkedeki barış ve ahenk ortamı zarar görmesin yönündeki açıklamasıydı. Söz konusu yasa çerçevesinde iktidar ile muhalefet ve sivil çevreler arasındaki mücadele kadar iktidar içerisinde de sınırları belirlenmesi güç bir ayrışmasının olduğunu söylemek mümkün. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder